Gözüküçük Köyü
1 Takipçi | 0 Takip
30 06 2007

Gölova/Soğuksu Köyü

Gölova/Soğuksu Köyü

     Gölova'nın güneyinde Çobanlı Çayı'nın doğduğu mevkide yer alır. Güneyinde Kızıldağ-Kel dağ sırası, kuzeyinde ise Çakır şeyh, Ulu çukur köyleri bulunur. Köylülerin tabiriyle sınır şöyledir: Doğuda Rüskünün taşı ve Torluk, batıda Küme söğüt, kuzeyde İlimin bozu, Vasılın dere ve dağ yolu, güneyde ise Tahta köprü, Ali bey ağılı, Sakı kayanın kafa taşı bulunmaktadır. Bu mevkiler asırlardır kullanılan ve salnamelerde esas kabul edilen gerçek sınırlardır. Nitekim kadastro çalışmalarında ve tapu kayıtlarında bile bu adlandırmalar esas kabul edilmektedir. Köyün kuruluşu ile ilgili arşiv araştırmaları göstermektedir ki köy, Selçuklular zamanında Salur zade ve onunla gelen Türkmenler tarafından kurulmuştur. Yaklaşık 800 senelik bir tarihi bulunmaktadır. Salur zade'nin kabri başındaki kitabe de bunu doğrular mahiyettedir. Yine rastlanan birkaç mezar taşı da bu tarihi teyit etmektedir.Kuzey-güney ve doğu-batı istikametli bir geçiş üzerinde bulunması, köyün kurulduktan kısa bir süre sonra merkezî bir yer olmasına sebep olmuştur.Yine Salur zade'nin tanınmış, maruf bir zat olması ile köy zamanla önemli bir merkez olmuştur. Bu merkezî olma özelliğini daha sonraki dönemlerde de devam ettirmiştir. Köyün tapu kayıtları araştırılırken tarih içerisinde Trabzon'a, Erzurum'a ve Şebinkarahisar'a bağlandığı, bilahare Suşehri ve Gölova'ya bağlandığı ortaya çıkmıştır. Tarih kısmında da belirtildiği gibi, bu aynı zamanda Gölova tarihindeki bir durumdur. Köyün yaylalarının tapuları da benzeri şekilde -Padişah tapusu denen- Osmanlı döneminde verilmiş tapulardır. Köy tarihi ve tabii zenginliklerle doludur. İbrahim Bey Konağı, Salur zade Türbesi ve Sedef Gölü bunların en meşhurlarıdır. Soğuksu ile ilgili olarak bir diğer husus da Hünülü Ahmet'tir. Folklor kısmında belirtildiğinden burada kısaca temas edeceğiz. Hikâyesi halk tarafından anlatılan olayın önemli olan folklorik yönü olmuştur. Zira bu olay üzerine Ahmet bazen kahraman, bazen de hain kabul edilmiş ve türküler yakılmıştır. Aslında bu, Gölovalıların çok zengin bir halk kültürüne sahip olduklarının bir göstergesidir. Köyün bir geçit alanı olması ve kışın çok kar yağması sonucu dağı aşan yol boyuna belli aralıklarla insan boyuna varan taşlar dikilmiştir. Kışın, yollar, bu taşlar takip edilerek bulunurdu. Taşların ne zaman dikildiği bilinmediğine göre birkaç asırlık bir geçmişi vardır. Bugün bile aynı görevini yapmaktadır. Soğuk sulan ve alabalığının bolluğu ile tanınan köyün turizm açısından tanıtılmasıyla köy ve ilçe ekonomisine önemli yararlar sağlanacaktır.

 

0
0
0
Yorum Yaz